SutlacSevdasi

Önsöz

Önsöz

2 dk

Bu kitap bir yanıt değil. Belki bir soru bile değil. Ama kesin­lik­le bir yüz­leş­me.
Her şey yolun­da görü­nür­ken içten içe bir şey­le­rin eksil­di­ği­ni his­se­den; “bir şeyler yanlış ama ne?” demek­ten yorgun düşen; defa­lar­ca ken­di­ni kan­dır­mış, sonra bu kan­dır­ma­ca­yı sada­kat sanmış insan­la­ra yazıl­dı.
Yani muh­te­me­len sana.

İhanet, genel­lik­le bir olay olarak anılır. Oysa çoğu ihanet bir anda ger­çek­leş­mez. Küçük susuş­lar­la başlar. Fark edil­me­miş bakış­lar­la, hafife alınan his­ler­le, erte­len­miş soru­lar­la büyür. Bir­bi­ri­ne anla­tıl­ma­yan yal­nız­lık­lar­la derin­le­şir. Ve bir gün gelir, biri gider ya da biri kalır ama ikisi de çoktan başka bir hayat­ta­dır artık. O nok­ta­da his­se­der­sin: Bitmek, ayrıl­mak­la aynı şey değil­miş.

Bu kitap, aldat­ma­nın ve sada­ka­tin yal­nız­ca fizik­sel sınır­lar­la ölçü­le­me­ye­ce­ği­ni savu­nu­yor. Bir iliş­ki­de kimin­le yat­tı­ğın­dan önce, kimin­le sus­tu­ğun, kimin­le artık hayal kur­ma­dı­ğın, kime dokun­ma­dan geçip git­ti­ğin önem­li­dir. Sada­kat, sadece “yap­ma­mak”tan ibaret değil­dir. Bazen bir iliş­ki­de kalmak, iha­ne­tin ken­di­si ola­bi­lir. Çünkü gerçek sada­kat; dik­kat­le, emekle, var­lık­la, niyet­le kuru­lur. Ve çoğu zaman en derin sada­kat­siz­lik, vücut­la değil, yok­luk­la yapı­lır.

Bu kitap boyun­ca sana ne yapman gerek­ti­ği­ni söy­le­me­ye­ce­ğim. Ne affet­me­ni, ne unut­ma­nı, ne de hemen iyi­leş­me­ni bek­le­me­ye­ce­ğim. Çünkü bazı kırık­lar ona­rıl­maz. Ama o kırık­la bir­lik­te yürü­mek müm­kün­dür. Ken­di­ni topar­la­man değil, ken­di­ne yak­laş­man yeter­li­dir. Bu yüzden her bölüm, sana bir yol hari­ta­sı değil; ken­di­ni duya­bi­le­ce­ğin bir ses­siz­lik bıra­kır. İçinde yan­kı­la­nan­la­rı duy­ma­ya hazır­san, her sayfa kendi sorunu sana fısıl­dar.

İliş­ki­ler, insa­nın en çok ken­di­ni gör­me­ye mecbur kal­dı­ğı ayna­lar­dır. Ve bazen o aynaya bakmak çok zor ola­bi­lir. Çünkü gör­dü­ğün şey sadece kar­şın­da­ki­nin sana yap­tı­ğı değil; senin neleri kabul etti­ğin, nere­ler­de sus­tu­ğun, hangi anlar­da ken­di­ne ihanet etti­ğin­dir. Bu kitap, o ayna­dan kaç­ma­dan baka­bil­men için yazıl­dı.

Eğer bir gün “ben bunu nasıl yaşa­dım?” diye sorar­san, unutma:
Herkes kendi kırı­ğı­na göre sever. Ve herkes, bir şekil­de kendi eksik­li­ği­ni tamam­la­ma biçi­miy­le seçer part­ne­ri­ni. Bu seçim­ler hatalı ola­bi­lir, eksik ola­bi­lir, yıkıcı ola­bi­lir. Ama yine de çok insan­dır. Ve bu kita­bın say­fa­la­rı boyun­ca, ken­di­ni bir yaban­cı gibi değil, bir insan gibi gör­me­ni isti­yo­rum. Kusur­lu, eksik, ama hâlâ umut taşı­yan biri gibi.

Bu kitap senin­le tar­tış­ma­ya­cak.
Ama soru­la­rı­na sessiz ortak­lık edecek.
Kırıl­dı­ğın yer­le­ri inkâr etme­ye­cek.
Ama o kırık­lar­da hâlâ ne kadar canlı oldu­ğu­nu hatır­la­ta­cak.

Çünkü bu sadece bir kitap değil.
Aynı zaman­da “Artık yeter” demeyi öğre­nen her­ke­sin iç sesi.

 

Bölüm 1 · 1/12

Bu bölüm sana nasıl geldi?

1 okur işaretledi

Sıradaki

2. Bölüm

Güvenin Sessiz İnşası

Kitap sayfasına dön
Önceki

~2 dk kaldı

Sonraki