gridreads

Her Sessizlik İsyan Değil

1. Bölüm

Her Sessizlik İsyan Değil

5 dk

“Okul nasıl geçti?”

Anne, bu soruyu mut­fak­tan salona geçer­ken sor­muş­tu. Elinde çay bar­da­ğı vardı. Oğlu Mert, kol­tu­ğun ucuna otur­muş, tele­fo­nun­da­ki ekrana bakı­yor­du.

“İyi.”

“Bugün sınav vardı, değil mi?”

“Evet.”

“Nasıl geçti?”

“İyi.”

Anne, mut­fak­la salon ara­sın­da­ki kısa mesa­fe­de durdu. Mert’in yüzüne baktı. Çan­ta­sı­nı kapı­nın yanına bırak­mış­tı. Ayak­ka­bı­la­rı­nın bağ­la­rı çözül­me­miş­ti. Tele­fo­nu­na bakı­yor­du ama ger­çek­ten bir şey okuyup oku­ma­dı­ğı­nı anla­mak zordu.

“Emin misin?”

Mert başını kal­dır­ma­dı.

“Evet.”

“Bir sorun mu var?”

“Yok.”

“Bana kızgın mısın?”

Bu kez Mert başını kal­dır­dı.

“Hayır.”

“Bir şey olduy­sa anla­ta­bi­lir­sin.”

“Bir şey olmadı.”

Anne, elin­de­ki bar­da­ğı biraz daha sıkı tuttu. İçinde tanı­dı­ğı bir duygu yük­sel­di: Kaygı.

Çocuğu bir şey sak­lı­yor­du.

Belki okulda bir prob­lem olmuş­tu. Belki biri onu üzmüş­tü. Belki ders­le­ri kötü gidi­yor­du. Belki arka­daş­la­rıy­la arası bozul­muş­tu. Belki de anne­si­ne anlat­mak iste­me­di­ği daha büyük bir şey vardı.

“Bana güven­mi­yor musun?” diye sordu.

Mert’in yüzü geril­di.

“Anne, ger­çek­ten bir şey yok.”

“Ben sadece merak edi­yo­rum.”

“Bili­yo­rum.”

“Öyle dav­ran­mı­yor­sun ama.”

Mert tele­fo­nu kol­tu­ğun üze­ri­ne bırak­tı.

“Nasıl dav­ra­nı­yo­rum?”

“Benden kaçı­yor­sun.”

“Kaç­mı­yo­rum.”

“Geldin, odana gittin. Şimdi de benim­le doğru düzgün konuş­mu­yor­sun.”

“Çünkü konu­şa­cak bir şeyim yok.”

Anne, bu cüm­le­yi duy­du­ğun­da için­de­ki kaygı öfkeye dönüş­tü.

“Ben senin anne­nim. Bir şey oldu­ğun­da bana anlat­man gere­kir.”

Mert ayağa kalktı.

“Bazen anla­ta­cak bir şeyim olmu­yor. Sadece yoru­lu­yo­rum.”

“Yoru­lu­yor­san söyle.”

“Söy­lü­yo­rum işte!”

Ses yük­se­lin­ce ikisi de sustu.

Mert tele­fo­nu aldı, oda­sı­na gitti ve kapıyı kapat­tı. Anne salon­da tek başına kaldı. Çay bar­da­ğı­nı masaya bırak­tı. Çocu­ğu­nun ken­di­sin­den uzak­laş­tı­ğı­nı düşün­dü.

Belki ger­çek­ten uzak­la­şı­yor­du.

Belki yap­tı­ğı bir hata, ara­la­rın­da­ki bağı zayıf­lat­mış­tı.

Belki daha ilgili olması gere­ki­yor­du.

Belki daha önce sor­ma­lıy­dı.

Belki daha sert dav­ran­ma­lıy­dı.

Belki daha yumu­şak.

Ebe­veyn zihni, cevap bula­ma­dı­ğın­da boş­luk­la­rı hızla dol­du­rur. Çocu­ğun sus­kun­lu­ğu­nu bir işaret olarak görür. O işa­re­tin ne anlama gel­di­ği­ni bil­me­di­ğin­de de en kork­tu­ğu ihti­ma­le yöne­lir.

Oysa her ses­siz­lik, bir alarm değil­dir.

Bazen çocuk okul­dan ger­çek­ten yorgun gelir. Bazen gün içinde çok fazla insan­la konuş­muş­tur ve eve gel­di­ğin­de sessiz kal­ma­ya ihti­yaç duyar. Bazen yaşa­dı­ğı duy­gu­yu henüz adlan­dı­ra­mı­yor­dur. Bazen bir şey vardır ama anlat­ma­ya hazır değil­dir. Bazen de ger­çek­ten hiçbir şey olma­mış­tır.

Ebe­veyn için zor olan, bütün bu ihti­mal­le­rin dışa­rı­dan bir­bi­ri­ne ben­ze­me­si­dir.

Kapı kapa­nır.

Cevap­lar kısa­lır.

Çocuk yalnız kalmak ister.

Anne baba da bunu hemen kişi­sel algı­la­ya­bi­lir.

“Benden uzak­la­şı­yor.”

“Bana güven­mi­yor.”

“Beni din­le­mi­yor.”

“Artık beni sev­mi­yor.”

Bu düşün­ce­ler anla­şıl­maz değil­dir. Çocu­ğu­nun haya­tın­da ne oldu­ğu­nu bilmek iste­yen bir ebe­veyn için belir­siz­lik yoru­cu­dur. Ancak kaygı yük­sel­di­ğin­de, çocu­ğun dav­ra­nı­şı­nı anla­ma­ya çalış­mak­la onu sor­gu­ya çekmek ara­sın­da­ki çizgi kolay­ca sili­ne­bi­lir.

Bir soru, çocuğa kapı aça­bi­lir.

Aynı soru arka arkaya sorul­du­ğun­da, duvara dönü­şe­bi­lir.

“Nasıl geçti?”

“İyi.”

“Emin misin?”

“Evet.”

“Bir şey mi oldu?”

“Hayır.”

“Bana anla­ta­bi­lir­sin.”

“Anla­ta­cak bir şey yok.”

“Niye böy­le­sin?”

Bu nok­ta­dan sonra çocuk çoğu zaman ken­di­si­ni anlat­ma­ya değil, konuş­ma­yı bitir­me­ye çalı­şır. Çünkü her cevabı yeni bir soruya dönüş­mek­te­dir. “İyi” dedi­ğin­de ina­nıl­mı­yor­sa, “Kötü­yüm” demesi de güven­li görün­mez.

Burada ebe­vey­nin niyeti genel­lik­le kötü­cül değil­dir. Tam ter­si­ne, niyet çoğu zaman sev­gi­dir. Fakat sevgi, kay­gıy­la bir­leş­ti­ğin­de kont­rol gibi his­se­di­le­bi­lir.

Çocu­ğun ses­siz­li­ği kar­şı­sın­da ilk yapı­la­bi­le­cek şey, dav­ra­nı­şı hemen yorum­la­ma­dan önce göz­lem­le­mek­tir.

Çocuk ne zaman­dır böyle?

Sadece bugün mü sessiz?

Yoksa uzun süre­dir mi içine kapa­nı­yor?

Yemek düzeni, uyku, okul ilgisi, arka­daş iliş­ki­le­ri veya günlük işlev­le­rin­de belir­gin bir deği­şik­lik var mı?

Sadece eve gel­di­ğin­de mi yalnız kalmak isti­yor?

Yoksa sev­di­ği şey­le­re karşı da ilgi­si­ni mi kay­be­di­yor?

Bu soru­lar, çocuğu eti­ket­le­mek için değil, durumu daha geniş görmek için soru­lur. Tek bir akşa­mın dav­ra­nı­şı ile uzun süren bir deği­şi­mi bir­bi­rin­den ayır­mak önem­li­dir.

Bir çocu­ğun oda­sı­na kapan­ma­sı her zaman ciddi bir sorun anla­mı­na gelmez. Ama uzun süren, günlük hayatı belir­gin biçim­de etki­le­yen ve çocu­ğun genel hâlin­de deği­şik­lik oluş­tu­ran durum­lar dik­kat­le ele alın­ma­lı­dır. Böyle zaman­lar­da suç­la­mak ya da kor­kut­mak yerine çocuk­la sakin bir ile­ti­şim kurmak ve gerek­ti­ğin­de uygun bir uzman­dan destek almak daha sağ­lık­lı bir yoldur.

Peki ebe­veyn, çocuğu konuş­ma­ya zor­la­ma­dan nasıl yanın­da ola­bi­lir?

İlk adım, soruyu değiş­tir­mek­tir.

“Ne oldu?” yerine:

“Bugün biraz sessiz görü­nü­yor­sun. İster­sen yanın­da­yım.”

“Konuş­mak iste­mi­yor­san şimdi konuş­mak zorun­da deği­liz.”

“Bir şeye ihti­ya­cın olursa bana söy­le­ye­bi­lir­sin.”

“İster­sen bir­lik­te çay içe­bi­li­riz.”

“Bugün seni din­le­me­mi mi, yoksa biraz yalnız kal­ma­nı mı ister­sin?”

Bu cüm­le­le­rin ortak özel­li­ği, çocuğa seçim hakkı ver­me­le­ri­dir. Çocuğa, “Seni fark ettim ama seni köşeye sıkış­tır­ma­ya­ca­ğım,” mesa­jı­nı taşır­lar.

Bazen ebe­vey­nin yapa­bi­le­ce­ği en yarar­lı şey, konuş­ma­yı zor­la­mak yerine yakı­nın­da kal­mak­tır. Mut­fak­ta aynı masada otur­mak, bir­lik­te kısa bir yürü­yüş yapmak, ara­ba­da müzik din­le­mek veya çocu­ğun sev­di­ği bir yemeği hazır­la­mak, doğ­ru­dan konuş­ma­dan da bağ kur­ma­nın yol­la­rı­dır.

Çünkü ilişki yal­nız­ca keli­me­ler­le kurul­maz.

Çocuk her zaman anlat­ma­ya hazır olma­ya­bi­lir. Ama anlat­ma­ya hazır oldu­ğun­da kar­şı­sın­da yar­gı­lan­ma­ya­ca­ğı­nı bil­me­si gere­kir. Bu güven, tek bir konuş­ma­da oluş­maz. Günlük küçük dene­yim­ler­le geli­şir.

Çocuk bir şey anlat­tı­ğın­da ebe­vey­nin ilk tep­ki­si de önem­li­dir.

“Bunu neden daha önce söy­le­me­din?”

“Ben sana demiş­tim.”

“Bunda üzü­le­cek ne var?”

“Sen de her şeyi kafana takı­yor­sun.”

“Bunu büyüt­me.”

Bu cüm­le­ler, ebe­veyn açı­sın­dan çözüm odaklı veya tesel­li edici görü­ne­bi­lir. Fakat çocuk, yaşa­dı­ğı duy­gu­nun küçüm­sen­di­ği­ni his­se­de­bi­lir.

Bunun yerine:

“Bunu yaşa­man zor olmuş.”

“Bana anlat­tı­ğın için teşek­kür ederim.”

“Şu an neye ihti­ya­cın var?”

“Bunu bir­lik­te düşü­ne­bi­li­riz.”

“İster­sen hemen çözüm ara­ma­ya­lım, önce seni din­le­ye­yim.”

demek, çocu­ğun ken­di­si­ni daha güven­de his­set­me­si­ne yar­dım­cı ola­bi­lir.

Burada amaç çocu­ğun her soru­nu­nu ebe­vey­nin çöz­me­si değil­dir. Ama çocuk, bir sorun yaşa­dı­ğın­da yalnız olma­dı­ğı­nı bil­me­li­dir.

Ebe­vey­nin de her zaman doğru tep­ki­yi ver­me­si mümkün değil­dir. Bazen kay­gı­la­nır, sesini yük­sel­tir, fazla soru sorar veya çocu­ğun ses­siz­li­ği­ni kişi­sel algı­lar. Bu, iliş­ki­nin geri dönül­mez biçim­de bozul­du­ğu anla­mı­na gelmez.

Onarım müm­kün­dür.

Anne, Mert’in oda­sı­nın kapı­sı­nın önünde uzun süre bek­le­dik­ten sonra içeri gir­me­di. Kapıya hafif­çe vurdu.

“Bir dakika konu­şa­bi­lir miyiz?”

İçe­ri­den kısa bir ses­siz­lik geldi.

“Ne var?”

“Az önce seni çok soru sora­rak sıkış­tır­dı­ğı­mı fark ettim.”

Mert cevap ver­me­di.

Anne kapı­nın önünde kal­ma­ya devam etti.

“Senin­le ilgi­le­ni­yo­rum ama kay­gı­la­nın­ca bunu baskı gibi his­set­tir­miş ola­bi­li­rim. Özür dile­rim.”

İçe­ri­den yine ses gel­me­di.

Anne devam etmedi. Birkaç saniye sonra, “Hazır oldu­ğun­da bura­da­yım,” deyip uzak­laş­tı.

Mert kapıyı açmadı. O akşam uzun bir konuş­ma da yap­ma­dı­lar. Ancak ertesi sabah kah­val­tı­da Mert anne­si­nin yanına oturdu.

“Dün ger­çek­ten sadece yorul­muş­tum,” dedi.

Anne başını sal­la­dı.

“Bunu şimdi anlat­mak iste­din.”

“Evet.”

“Din­li­yo­rum.”

Mert okul­dan, sınav­dan ve gün boyun­ca kim­sey­le konuş­mak iste­me­yi­şin­den bah­set­ti. Büyük bir sorun yoktu. Ama günü ağır geç­miş­ti.

Anne bu kez hemen çözüm öner­me­di.

Sadece din­le­di.

Çocuk­la­rı­nın her ses­siz­li­ği­ni çözmek zorun­da değil­dir ebe­veyn­ler. Fakat ses­siz­li­ğin arka­sın­da ne ola­bi­le­ce­ği­ni merak eder­ken, çocu­ğun üze­ri­ne kapan­ma­ma­yı öğre­ne­bi­lir­ler.

Bazen çocuk uzak­laş­mı­yor­dur.

Sadece ken­di­ne dönü­yor­dur.

Ebe­vey­nin görevi her kapıyı açmak değil; kapı­nın arka­sın­da biri oldu­ğu­nu unut­ma­dan, gerek­ti­ğin­de orada bek­le­ye­bil­mek­tir.

Bölüm 1 · 1/5

Bu bölüm sana nasıl geldi?

Sıradaki

2. Bölüm

Kaygıyla Kontrol Arasındaki Çizgi

Kitap sayfasına dön
Önceki

~5 dk kaldı

Sonraki