1. Bölüm
Kendi Numaramdan
Ada, telefonunun titreşimiyle uyandı.
Odanın içi karanlıktı. Perdenin arasından sokak lambasının sarı ışığı sızıyor, duvarda ince ve yamuk bir çizgi oluşturuyordu. Birkaç saniye boyunca nerede olduğunu anlayamadı.
Sonra telefon yeniden titredi.
Ekrana uzandı.
Saat 03.17’ydi.
Mesaj bildiriminde gönderen adı yazmıyordu. Yalnızca kendi telefon numarasının son dört hanesi görünüyordu.
Ada, uykulu gözlerle ekrana baktı.
Mesajı açtı.
03.17’de uyanırsan koridora çıkma.
Ada’nın uykusu bir anda dağıldı.
Mesajın altında gönderen numara vardı.
Kendi numarası.
Telefonunu elinden düşürmedi ama parmakları gevşedi. Ekran ışığı yüzünü aydınlatıyordu. Mesaja tekrar baktı.
Belki bir uygulama hatasıydı.
Belki arkadaşlarından biri numarasını taklit eden bir hesap kullanmıştı.
Belki de mesajı daha önce yazmış, gece yarısı göndermeyi planlamış ve unutmuştu.
Kendi numarasından mesaj göndermek mümkün müydü?
Ada, telefonu annesinin eski telefonundan kendisini aradı. Arama ekranında kendi adı çıktı. Birkaç saniye sonra arama sonlandı.
O sırada telefonuna yeni bir mesaj geldi.
Şimdi pencereye de bakma.
Ada’nın boğazı kurudu.
Odasında tek başınaydı. Annesi ve babası evin diğer tarafındaki yatak odasında uyuyordu. Küçük kardeşi Efe, koridorun sonunda, kapısı aralık odasında yatıyordu.
Apartman geceleri her zamankinden daha sessiz olurdu. Gündüzleri üst katlardan sandalye sesleri gelir, alt kattaki komşunun kapısı sık sık açılıp kapanırdı. Gece olduğunda ise binanın bütün sesleri uzaklaşırdı.
Şimdi Ada yalnızca buzdolabının aralıklı uğultusunu duyuyordu.
Ve koridordan gelen çok hafif bir ışığı.
Ada başını kaldırmadan, göz ucuyla kapısına baktı.
Kapı tamamen kapalı değildi.
Aralıktı.
Koridordaki gece lambasının ışığı, kapının altından değil, aralığından içeri giriyordu.
Ada yatmadan önce kapısını kapatmıştı.
Bundan emindi.
Telefonunu yeniden eline aldı. Mesajın üzerine dokundu. Gönderen bilgilerini açmaya çalıştı. Numara gerçekten onundu. Kendi rehberinde kayıtlı olan numara.
Ekran görüntüsü almak istedi. Tam o sırada telefon üçüncü kez titredi.
Bunu kaydetme.
Ada’nın nefesi kesildi.
Mesajı okuyan birinin ekranı görebilmesi mümkün müydü?
Telefonunda casus bir uygulama mı vardı?
Biri onu izliyor muydu?
Hemen annesini uyandırmalıydı.
Bu düşünce aklına gelir gelmez odanın dışından bir ses geldi.
Önce çok hafifti.
Bir şey yere sürtülmüş gibi.
Sonra koridordaki parke tahtalarından biri gıcırdadı.
Ada yatağın içinde doğruldu. Telefonunu göğsüne bastırdı. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki, sesini odanın dışından birinin duyabileceğini düşündü.
Koridordan biri geçiyor muydu?
Annesi mi kalkmıştı?
Efe mi uyanmıştı?
Ada, telefonundaki acil arama ekranını açtı. Annesinin adına dokunmak üzereyken yeni bir bildirim geldi.
Anneni uyandırma.
Ada’nın eli havada kaldı.
Bu artık şaka değildi.
Birinin evin içindeki düzeni bildiği anlamına geliyordu.
Annesinin odasının nerede olduğunu, Efe’nin hangi odada uyuduğunu veya Ada’nın gece ilk olarak kimi arayacağını bilen biri vardı.
Belki mesajlar eski bilgiler üzerinden hazırlanmıştı. Belki biri uzun zamandır onları izliyordu. Belki de bütün bunlar telefonun içine yerleşmiş garip bir programın sonucuydu.
Ada, telefonu uçak moduna aldı.
Mesaj ekranı kapanmadı.
Gönderen numara hâlâ oradaydı.
Kendi numarası.
Birden koridordan Efe’nin sesi geldi.
“Ada?”
Ada’nın bütün bedeni gerildi.
Efe’nin sesi uykulu ve boğuktu.
“Ada, uyanık mısın?”
Ada cevap vermedi.
Efe’nin odası koridorun sonundaydı. Kendi odasından çıkmadan onu duyması normaldi. Ama sesin tonu normal değildi. Efe sanki fısıldamaya çalışıyordu.
“Ada?”
Telefon yeniden titredi.
Sakın cevap verme.
Ada, Efe’nin odasından gelen sesi dinledi.
“Ada, kapıyı açar mısın?”
Ada yataktan inmedi.
“Efe,” demek istedi. Sesi çıkmadı.
Efe’nin odasının kapısı gıcırdadı.
Sonra koridorda ayak sesi duyuldu.
Yavaş.
Bir adım.
Bekleme.
Bir adım daha.
Ada, odasının kapısına baktı. Aralık kapı hiç kıpırdamıyordu. Koridordaki ışık çizgisi sabit duruyordu.
Ayak sesleri yaklaştı.
Ada telefonu yatağın altına saklamayı düşündü. Sonra bundan vazgeçti. Eğer bir şey olursa, telefonu yanında olması gerekiyordu.
Elini çarşafın altına sokup yatağın kenarındaki küçük masa lambasına uzandı. Lambayı açarsa koridordaki kişi onun uyanık olduğunu anlayabilirdi. Açmazsa karanlıkta kalacaktı.
Ayak sesleri durdu.
Ada’nın odasının önünde.
Kapı aralığındaki ışık kesildi.
Bir gölge kapının önünde duruyordu.
Ada nefesini tuttu.
Telefon ekranı yeniden aydınlandı.
Bu kez mesaj daha kısaydı:
Ben içeride değilim.
Ada’nın gözleri kapıya kilitlendi.
O hâlde koridorda kim vardı?
Efe’nin sesi yeniden duyuldu.
“Ada, annem uyandı. Seni çağırıyor.”
Ada, Efe’nin sesini duyunca bir şeylerin yanlış olduğunu anladı.
Annesi Efe’ye “annem” diye hitap etmezdi. Efe, annesine “anne” derdi. Ada’ya seslenirken de “Ada” demez, çoğu zaman “Abla” derdi.
Ses Efe’ninki gibi çıkıyordu.
Ama Efe değildi.
Ada telefonu tekrar eline aldı ve kardeşinin numarasını aradı.
Arama başladı.
Koridordaki gölgenin olduğu yerden, Efe’nin odasındaki telefonun titreşim sesi geldi.
Bir kez.
İki kez.
Üç kez.
Ada’nın kanı çekildi.
Demek Efe telefonu yanındaydı.
Demek az önce koridordan konuşan kişi Efe değildi.
Arama kapandı.
Telefonuna yeni bir mesaj geldi.
Şimdi kapıyı kilitle.
Ada yataktan indi. Ayakları yere değdiğinde soğukluk bacaklarına yayıldı. Kapıya doğru yürürken dizleri titriyordu.
Kapı hâlâ aralıktı.
Koridorda kimse görünmüyordu.
Gölge yok olmuştu.
Ada elini kapının koluna uzattı. Tam kapıyı çekip kilitleyecekken koridorun sonunda, Efe’nin odasının içinden bir ışık yandı.
Efe uyanmış olabilir miydi?
Yoksa biri onun odasına mı girmişti?
Ada kapıyı kapattı ve kilidi çevirdi.
Kilit sesi karanlıkta gereğinden fazla yüksek çıktı.
O anda telefonuna yeni bir fotoğraf geldi.
Fotoğraf, Ada’nın odasını gösteriyordu.
Yatağında oturduğu yerden çekilmişti.
Fotoğrafta Ada’nın yüzü görünmüyordu. Yalnızca dizleri, telefon tutan elleri ve kapıya çevrilmiş başı kadraja girmişti.
Fotoğraf birkaç saniye önce çekilmişti.
Ada ekrana bakarken yeni bir mesaj daha geldi.
Bu fotoğrafı sen çekmedin.
Ada’nın parmakları uyuştu.
Fotoğrafın üst köşesinde saat görünüyordu.
03.17.
Ama telefonun saati artık 03.23’ü gösteriyordu.
Ada, kapının dışına baktı.
Koridor boştu.
Sonra Efe’nin odasından gerçek sesi geldi.
“Ada?”
Bu kez sesi farklıydı.
Korkmuştu.
“Abla, odamın kapısı kapanmıyor.”
Ada’nın telefonu yeniden titredi.
Kendi numarasından gelen son mesaj ekranda belirdi:
Geç kaldın.