gridreads

Her Şeye Evet

1. Bölüm

Her Şeye Evet

4 dk

Bazı insanlar hayır diyemez. Bunu dışarıdan bakan biri hemen anlamaz. Çünkü hayır diyemeyen insan çoğu zaman çok uyumlu görünür. Yardım eder, dinler, anlayış gösterir, son dakika işlerini üstlenir, kimsenin keyfi kaçmasın diye kendi keyfini sessizce rafa kaldırır. Herkes onun “iyi biri” olduğunu söyler. Aslında çoğu zaman yorgundur. Bazen kırgındır. Bazen de içten içe kızgındır ama bu kızgınlığı söylemeye hakkı yokmuş gibi davranır.

Her şeye evet demek ilk başta sevilmenin yolu gibi gelir. İnsanları memnun edersin, ortam gerilmez, kimse bozulmaz. Bir arkadaşın son dakika plan yapar, sen yorgun olsan da gidersin. İş yerinde biri kendi sorumluluğunu sana bırakır, sen zaten dolu olsan da “tamam, hallederim” dersin. Ailenden biri senden bir şey ister, istemediğini bildiğin hâlde kabul edersin. Çünkü hayır dersen soğuk görünmekten, bencil sanılmaktan, sevilmemekten korkarsın. O an için evet demek daha kolaydır. Ama kolay olan şey her zaman hafif değildir.

Evet demenin de bir faturası vardır. Bu fatura çoğu zaman hemen gelmez. Başta sadece biraz zaman kaybedersin. Sonra biraz uykundan olursun. Sonra kendi planlarını ertelersin. Sonra yapmak istemediğin şeyleri yaparken yüzün gülüyormuş gibi davranırsın. Bir süre sonra fark edersin ki hayatında herkesin ihtiyacına yer var ama senin ihtiyacın hep kenarda bekliyor. İnsan kendi hayatında misafir gibi hissetmeye böyle başlar.

Hayır diyemeyen insanların en büyük yanılgısı şudur: “Ben iyi niyetliyim.” Evet, çoğu zaman iyi niyetlisin. Ama iyi niyet, kendini sürekli harcaman için açık çek değildir. Birine yardım etmek başka, herkesin yükünü kendi sırtına almak başka. Birini kırmamak başka, kendini her defasında yok saymak başka. Eğer her evet senden bir şey eksiltiyorsa, orada iyilikten çok alışkanlık vardır. Belki de korku vardır. Kırılma korkusu, dışlanma korkusu, suçlu hissetme korkusu.

Birine hayır diyemediğinde aslında çoğu zaman kendine hayır demiş olursun. Dinlenmek istediğin akşam dışarı çıkarsın. Para harcamak istemediğin hâlde bir plana katılırsın. Konuşmak istemediğin bir konuyu saatlerce dinlersin. Üstlenmek istemediğin bir işi kabul edersin. Sonra da içinden “neden yine ben?” diye geçirirsin. Cevap çoğu zaman basittir: Çünkü sen yine evet dedin. İnsanların seni kullanmasına izin veren şey bazen onların kötülüğü değil, senin sınırının belirsizliğidir.

Bu cümle sert gelebilir ama gerekli: Bazı insanlar senin sınırını sen söyleyene kadar görmez. Hatta bazıları görse bile işine gelmediği için yok sayar. Sen “olur” dedikçe bunun gerçekten olur olduğunu düşünürler. Sen “sorun değil” dedikçe bunun sorun olmadığını sanırlar. Sen “hallederim” dedikçe halletmeni beklerler. Sonra bir gün patladığında şaşırırlar. Çünkü sen uzun süre kendi rahatsızlığını saklayarak onlara yanlış bilgi verdin.

Bu, suç tamamen sende demek değil. İnsanlar bazen gerçekten düşüncesiz, baskıcı ya da bencil olabilir. Ama sınır koymak, onların bir gün incelik göstermesini beklemeye bırakılacak bir şey değildir. Sınır, senin söylemen gereken bir bilgidir. “Bunu yapamam.” “Bu bana uygun değil.” “Bugün dinlenmem gerekiyor.” “Bu sorumluluğu alamam.” Bu cümleler kavga değildir. Karakter bozukluğu değildir. Kabalık değildir. Bunlar insanın kendi hayatında yer açmasıdır.

Hayır demek çoğu kişiye sert gelir çünkü yıllarca evet demeye alıştırılmıştır. “Ayıp olur.” “Ne derler?” “Kırılır.” “Bencil görünürüm.” Bu cümleler insanın içinde küçük bir mahkeme kurar. Daha hayır demeden kendini yargılamaya başlarsın. Oysa basit bir gerçek var: Bir şeyi istemiyorsan, bunu istemediğini söyleme hakkın vardır. Her isteği karşılamak zorunda değilsin. Her davete gitmek zorunda değilsin. Her mesajı hemen cevaplamak zorunda değilsin. Her yükü taşımak zorunda değilsin.

Bazı ilişkiler sen hayır demeye başladığında değişir. Bu kötü bir şey olmayabilir. Çünkü bazı insanlar seni değil, senin sürekli evet diyen hâlini seviyordur. Sen sınır koyunca aranızdaki gerçek denge ortaya çıkar. Sağlıklı insanlar ilk anda şaşırsa bile zamanla sınırına alışır. Sağlıksız insanlar ise alınır, suçlar, trip atar, seni eski yerine döndürmeye çalışır. Bu noktada önemli olan şudur: Birinin senin hayırına verdiği tepki, o ilişkinin kalitesi hakkında çok şey söyler.

Hayır demeyi öğrenmek, insanları hayatından silmek değildir. Her şeye duvar örmek de değildir. Tam tersine, daha dürüst ilişki kurmaktır. Çünkü istemediğin şeye evet dediğinde karşındaki kişiye de sahte bir onay vermiş olursun. Bedenin istemez, zihnin yorulur, içinden kızarsın ama ağzın “tamam” der. Sonra o kişiye karşı bir kırgınlık biriktirirsin. Oysa başta sakin bir hayır deseydin, belki ilişki daha temiz kalacaktı.

Kendine şu soruyu sor: Son zamanlarda kaç şeyi gerçekten istediğin için yaptın, kaç şeyi hayır diyemediğin için? Bu soru rahatsız edebilir. Çünkü cevap bazen insanın önüne bir liste gibi dökülür. Gitmek istemediğin yerler. Cevaplamak istemediğin mesajlar. Kabul etmek istemediğin işler. Sırf ayıp olmasın diye yapılan ziyaretler. Sırf karşı taraf bozulmasın diye susulan cümleler. Sırf “iyi insan” kalmak için verilen tavizler. Ama iyi insan olmak, kendine kötü davranmayı gerektirmez.

İyi insan olmakla kolay insan olmak aynı şey değildir. Kolay insan herkesin işine gelir. Aranır, çağrılır, sıkıştırılır, üzerine iş bırakılır, sonra da “sen zaten anlarsın” denir. İyi insan ise anlayışlıdır ama sınırsız değildir. Yardım eder ama kendini tüketmez. Dinler ama kendi sesini de duyar. Birinin yanında olur ama kendi hayatından tamamen çıkmaz. Hayır demeyi öğrenmek, kolay insan olmaktan çıkıp kendine saygısı olan insan hâline gelmektir.

Bugünden itibaren her şeye büyük kararlar vermen gerekmiyor. Kimseye uzun açıklamalar yapmak, hayatındaki herkese sınır bildirisi yayınlamak zorunda değilsin. İlk adım daha basit: Otomatik evetlerini fark et. Biri bir şey istediğinde ağzından hemen “tamam” çıkıyorsa, araya küçük bir boşluk koy. “Bir bakayım.” “Düşünüp döneyim.” “Şu an cevap veremem.” Bu küçük ara, hayatını geri almanın başlangıcı olabilir. Çünkü hayır diyemeyen insanın en büyük sorunu çoğu zaman düşünmeden evet demesidir.

Her evet bir seçimdir. Her hayır da öyle. Ama sen sürekli başkalarına evet derken kendine hayır diyorsan, ortada dengeli bir seçim yoktur. Sadece alışkanlık vardır. Bu alışkanlığı kırmak başta rahatsız edecek. Bazı insanlar şaşıracak. Sen de suçlu hissedeceksin. Ama zamanla şunu göreceksin: Hayır dediğin için dünya yıkılmıyor. Sadece senin hayatında sana biraz daha yer açılıyor.

Ve bazen insanın ihtiyacı olan şey tam da budur: Daha fazla onay değil, daha fazla kendisi.

Bölüm 1 · 1/5

Bu bölüm sana nasıl geldi?

Sıradaki

2. Bölüm

Suçlu Hissetmeden

Kitap sayfasına dön
Önceki

~4 dk kaldı

Sonraki