gridreads

1. Bölüm

Zengin ve bekâr bir adamın mut­la­ka bir eşe ihti­ya­cı olduğu her­kes­çe kabul edilen bir ger­çek­tir. Bu gerçek, civar­da­ki aile­le­rin kafa­sı­na öyle bir yer­leş­miş­tir ki; böyle bir adam bir semte taşın­dı­ğı vakit, adamın duygu ve görüş­le­ri hak­kın­da ne kadar az şey bili­nir­se bilin­sin, ona kız­la­rın­dan biri­nin tapulu malı gözüy­le bakı­lır.

Bir gün Bayan Bennet koca­sı­na, “Sev­gi­li Bay Bennet, Net­her­fi­eld Köşkü’nün en sonun­da kira­lan­dı­ğı­nı duy­du­nuz mu?” diye sordu.

Bay Bennet haberi olma­dı­ğı­nı söy­le­di.

Karısı şöyle kar­şı­lık verdi: “Sizin habe­ri­niz yok, ama kira­lan­mış. Biraz önce Bayan Long bura­day­dı. Bana bundan uzun uzun söz etti.”

Bay Bennet kar­şı­lık ver­me­di.

Karısı sabır­sız­la­na­rak bağır­dı: “Köşkü kimin kira­la­dı­ğı­nı öğren­mek iste­mi­yor musu­nuz?”

“Belli ki siz söy­le­mek isti­yor­su­nuz. Benim de din­le­me­ye bir iti­ra­zım yok.” Bu kadar­cık yüz bulma karı­sı­na yetti. “Bayan Long’un dedi­ği­ne göre Net­her­fi­eld’i Kuzey İngil­te­re­li zengin, genç bir adam kira­la­mış, pazar­te­si günü dört atlı bir araba ile gelip köşkü gezmiş ve o kadar beğen­miş ki Bay Morris ile derhal anlaş­ma yapmış; Saint Mic­ha­el Yor­tu­su’ndan* önce taşı­na­cak­mış, önü­müz­de­ki hafta içinde de hiz­met­çi­le­rin­den bir kısmı gele­cek­miş.”

“Adı neymiş?”

“Bing­ley.”

“Evli mi, bekâr mı?”

“Ah, şeke­rim, bekâr­mış; hem bekâr hem de zengin bir adam! Yılda dört beş bin ster­lin geliri varmış. Kız­la­rı­mı­za gün doğdu!”

“Anla­ma­dım, bunun kız­la­rı­mız­la ne ilgisi ola­bi­lir?”

“Azizim Bay Bennet,” diye yanıt­la­dı karısı, “ne kadar da can sıkı­cı­sı­nız. Anla­ma­ya­cak ne var. Kız­la­rı­mız­dan biriy­le evle­nir diye düşü­nü­yo­rum.”

“Buraya yer­leş­mek­te­ki niyeti bu mu?”

“Niyet mi! Saçma, siz ne diyor­su­nuz!. Niye­ti­ni bil­mi­yo­rum, ama kız­la­rı­mız­dan birine âşık olması hiç de uzak bir ola­sı­lık sayıl­maz ve bu neden­le gelir gelmez ziya­re­ti­ne git­me­li­si­niz.”

“Bence bu yakı­şık almaz. Kız­lar­la siz gide­bi­lir­si­niz; ya da onları yalnız gön­de­re­bi­lir­si­niz, hatta bu daha da iyi olur. Çünkü siz de en az kız­la­rı­nız kadar güzel oldu­ğu­nu­za göre, bir de bakar­sın ki Bay Bing­ley içi­niz­den belki de en çok sizi beğe­ni­ver­miş!”

“Kuzum beni şımar­tı­yor­su­nuz. Şüp­he­siz güzel­lik­ten ben de nasi­bi­mi aldım; ama artık ken­di­me eşsiz bir kadın süsü vere­mem. Beş tane yetiş­kin kızı olan bir kadı­nın, artık kendi güzel­li­ği­ni bir yana bırak­ma­sı gere­kir.”

“Zaten böyle bir durum­da, çoğu zaman bir kadı­nın, bir yana bıra­kı­la­cak güzel­li­ği de pek kalmaz ya...”

“Ama canım, çok ciddi söy­lü­yo­rum, Bay Bing­ley taşın­dı­ğı zaman muhak­kak gidip onu gör­me­li­si­niz.”

“Sizi temin ederim, bu hiç de benim yapa­bi­le­ce­ğim bir iş değil.”

“Ama kız­la­rı­nı­zı düşü­nün. Onlar­dan biri­nin Bing­ley ile evlen­me­si ne şans olur öyle değil mi? Sir Wil­li­a­ın’la Leydi Lucas sırf bu neden­le ona git­me­ye karar ver­di­ler. Yoksa bili­yor­su­nuz, yeni gelen­le­ri ziya­re­te gitmek genel­de âdet­le­ri değil­dir. Git­me­niz şart. Çünkü siz git­me­dik­çe bizim onu ziya­ret etme­mi­ze imkân yok.”

“Gere­ğin­den fazla titiz dav­ran­dı­ğı­nı­za şüphe yok. Oysa Bay Bing­ley’nin sizin ziya­re­ti­niz­den çok memnun kala­ca­ğın­dan eminim. Ben de sizin­le bir iki satır­lık bir not gön­de­re­rek kız­la­rım­dan han­gi­si­ni seçer­se onunla evlen­me­si­ne bütün kal­bim­le razı ola­ca­ğı­mı bil­di­ri­rim, ama küçük Lizzy’ciğimi öven bir iki kelime de ekle­me­den edemem.”

“Böyle bir şey yap­ma­nı­zı hiç iste­mem. Lizzy’nin öte­ki­ler­den ne üstün­lü­ğü var ki. Jane’in yansı kadar bile güzel değil, iyi huy­lu­luk­ta da Lydia ile kıyas­la­na­maz. Ama siz her zaman onu üstün tutar­sı­nız.”

“Öte­ki­ler­de övü­le­cek bir şey yok ki,” diye yanıt­la­dı Bay Bennet. “Bütün genç kızlar gibi aptal ve cahil­ler; ama Lizzy’de kar­deş­le­rin­den daha üstün bir anla­yış ve kav­ra­yış yete­ne­ği var.”

“Bay Bennet, kendi çocuk­la­rı­nı­zı böyle kötü­le­me­ye nasıl da dili­niz varı­yor? Beni üzmek­ten zevk alı­yor­su­nuz. Zaval­lı sinir­le­ri­me hiç acı­mı­yor­su­nuz.”

“Beni yanlış anlı­yor­su­nuz yav­ru­cu­ğum. Sinir­le­ri­ni­ze karşı sonsuz bir saygım var. Onlar benim eski dost­la­rım. En azın­dan yirmi yıldır sinir­le­ri­niz­den söz etti­ği­ni­zi duyu­yo­rum.”

“Ah! Benim neler çek­ti­ği­mi bil­mi­yor­su­nuz.”

“Umarım bunu da atla­tır­sı­nız ve yılda dört bin ster­lin geliri olan birçok bekâ­rın bu semte taşın­dı­ğı­nı göre­cek kadar çok yaşar­sı­nız.”

“Siz ziya­ret­le­ri­ne git­me­dik­ten sonra, böyle yirmi tanesi daha gelse bize bir yararı olmaz.”

“İna­nı­nız canım, hele sayı­la­rı yir­mi­yi bulsun, hep­si­ni ziya­ret ede­ce­ğim.”

Bay Bennet, hazır­ce­vap­lık, iğne­le­yi­ci alay, çekin­gen­lik ve kapris gibi huy­la­rın o kadar tuhaf bir karı­şı­mıy­dı ki yirmi üç yıllık dene­yim bile karı­sı­nın onun karak­te­ri­ni anla­ya­bil­me­si­ne yet­me­miş­ti. Bayan Bennet’in ken­di­ni anla­ma­sıy­sa daha kolay­dı. Anla­yı­şı kıt, bil­gi­si az, daki­ka­sı daki­ka­sı­na uyma­yan bir kadın­dı. Canı bir şeye sıkıl­dı mı, sinir­li oldu­ğu­nu zan­ne­der­di. Yaşa­mı­nın bütün amacı kız­la­rı­nı evlen­dir­mek, avun­tu­su ise gezmek, dost­luk ve dedi­ko­du­lar­dı.

II

Bay Bennet, Bay Bing­ley’e hoş geldin ziya­re­ti­ne ilk giden­ler­den biri oldu. Son daki­ka­ya kadar karı­sı­na git­me­ye­ce­ği­ni söy­le­me­si­ne rağmen, Bay Bennet, onu ziya­ret etmeye daha baştan niyet­liy­di ve ziya­re­tin ger­çek­leş­ti­ği günün akşa­mı­na kadar karı­sı­nın bundan haberi olmadı. Ziya­ret şu şekil­de ortaya çıktı: Bay Bennet, bir şap­ka­yı süs­le­mek­le meşgul olan ikinci kızına ansı­zın şöyle ses­len­di: “Umarım şapkan Bay Bing­ley’nin hoşuna gider, Lizzy.”

“Ziya­re­ti­ne gide­me­ye­ce­ği­mi­ze göre,” diye kır­gın­lık­la kar­şı­lık verdi kızın annesi; “Bay Bing­ley’nin neler­den hoş­lan­dı­ğı­nı bile­cek durum­da deği­liz.”

“Fakat anne­ci­ğim,” dedi Eli­za­beth, “onunla davet­ler­de kar­şı­la­şa­ca­ğı­mı­zı ve Bayan Long’un da bizi tanış­tır­ma­ya söz ver­di­ği­ni unu­tu­yor­su­nuz.”

“Bayan Long’un böyle bir şey yapa­ca­ğı­nı hiç sanmam. Onun da genç kızlık çağın­da iki yeğeni var. Bencil, iki­yüz­lü kadı­nın teki­dir, ona hiç güve­nim yok.”

“Al benden de o kadar,” dedi Bay Bennet. “Bayan Long’un yar­dı­mı­na bel bağ­la­ma­dı­ğı­nı­za sevin­dim.”

Bayan Bennet cevap ver­me­ye tenez­zül bile etmedi; ama artık ken­di­ni tuta­ma­ya­rak kız­la­rın­dan birini azar­la­ma­ya baş­la­dı:

“Tanrı aşkına, böyle öksü­rüp durma Kitty. Acı biraz; sinir­le­ri­mi mah­ve­di­yor­sun.”

“Kitty de öksür­mek için hiç uygun bir zaman seçmez ki,” dedi babası, “hep olur olma­dık zaman­lar­da öksü­rür.”

“Keyfim için öksür­mü­yo­rum ya!” diye ters­len­di Kitty. “Lizzy, balo ne zaman?”

“On beş gün sonra.”

“Öyle ya!” diye hay­kır­dı annesi, “Bayan Long da ancak balo­dan bir gün önce gele­cek; yani, Bay Bing­ley’yi bize tanış­tır­ma­sı imkân­sız, çünkü o zaman ken­di­si de henüz tanış­ma­mış olacak.”

“Şu halde, canım, siz arka­daş­la­rı­nız­dan daha avan­taj­lı durum­da­sı­nız. Bay Bing­ley’yi ona siz tanış­tı­rır­sı­nız.”

“İmkânı yok Bay Bennet, imkânı yok. Ben kendim tanış­ma­mış­ken nasıl olur? Nasıl bu kadar alaycı ola­bi­li­yor­su­nuz?”

‘Ted­bir­li olu­şu­nu­zu takdir edi­yo­rum. On beş günlük tanı­şık­lık kuş­ku­suz yeter­li değil. İnsan bir adamın ger­çek­te ne oldu­ğu­nu on beş günde anla­ya­maz. Ancak bu tanış­tır­ma işini biz yap­maz­sak bir baş­ka­sı yapa­cak. Hem zaten Bayan Long ile yeğen­le­ri­ne de şans­la­rı­nı dene­me­le­ri için bir fırsat tanı­mak gere­ki­yor. Bayan Long böyle bir tanış­tır­ma­yı kibar­lık saya­ca­ğı­na göre, siz red­de­der­se­niz bu işi ben üze­ri­me alırım.”

Kızlar göz­le­ri­ni baba­la­rı­na dik­ti­ler. Bayan Bennet sadece, “Saçma, saç­ma­lık,” dedi.

“Bu sert çıkı­şı­nı­zın anlamı ne ola­bi­lir?” diye hay­kır­dı Bay Bennet. ‘Tanış­tır­ma yön­te­mi­ni ve bun­la­ra veri­len önemi saçma mı bulu­yor­su­nuz? Bu nok­ta­da size pek de hak vere­me­ye­ce­ğim. Sen ne diyor­sun Mary? Sen ki, bil­di­ğim kada­rıy­la derin düşün­ce­li bir genç kızsın ve büyük eser­ler okuyup, bun­lar­dan alın­tı­lar yapar­sın.”

Mary çok çar­pı­cı bir şey söy­le­mek istedi, ama bunu nasıl yapa­ca­ğı­nı bile­mi­yor­du.

“Mary fikir­le­ri­ni sıraya koya­dur­sun,” diye devam etti Bay Bennet, “biz Bay Bing­ley’ye döne­lim.”

“Bıktım şu Bay Bing­ley’den!” diye bağır­dı karısı.

“İşte buna pek üzül­düm. Bana bunu neden daha önce söy­le­me­di­niz? Böyle bir şeyden sabah habe­rim olsay­dı onu ziya­ret etmez­dim. Çok yazık; artık ziya­re­ti­ne git­ti­ği­me göre şimdi ister iste­mez tanı­şa­cak­sı­nız.”

Hanım­lar tam da Bay Bennet’ın iste­di­ği gibi şaşır­dı­lar. Bayan Bennet’ın şaş­kın­lı­ğı belki de hep­sin­den faz­lay­dı. Ne var ki, sevin­cin ilk coş­ku­su geç­ti­ğin­de, ken­di­si­nin başın­dan beri bu işi bek­le­di­ği­ni belirt­ti.

“Ne iyi etti­niz sev­gi­li Bay Bennet. Fakat eninde sonun­da sizi kan­dı­ra­ca­ğı­mı bili­yor­dum. Kız­la­rı­nı­zı bu tanış­ma­yı ihmal ede­me­ye­cek kadar çok sev­di­ği­niz­den emin­dim. Ah, ne mut­lu­yum! Bu sabah ziya­re­ti­ne git­ti­ği­niz halde, bu konuda şim­di­ye kadar tek kelime bile söy­le­me­me­niz de ne hoş bir şaka.”

“Artık canı­nın iste­di­ği kadar öksü­re­bi­lir­sin Kitty,” dedi Bay Bennet. Ve bun­la­rı söy­ler­ken de karı­sı­nın taşkın sevin­cin­den usan­mış bir halde odadan çıktı.

Kapı kapan­dık­tan sonra Bayan Bennet kız­la­rı­na, “Ne mükem­mel bir baba­nız var kızlar,” dedi. “İyi­lik­le­ri­ni nasıl öde­ye­cek­si­niz bile­mi­yo­rum; hoş bu konuda benim hak­kı­mı da öde­ye­mez­si­niz ya. Bizim yaşı­mız­da­ki insan­lar için her gün yeni biri­siy­le tanış­mak, inanın, hoş bir şey değil­dir; ama sizin hatı­rı­nız için her şeyi yapa­rız. Lydia, haya­tım, gerçi sen aile­nin en küçü­ğü­sün ama, bana öyle geli­yor ki baloda Bay Bing­ley senin­le dans edecek.”

Lydia ken­di­ne güve­ne­rek, “Kork­mu­yo­rum ki, kar­deş­le­ri­min en küçüğü olsam da, boyum hep­sin­den uzun,” dedi.

Artık o gece sabaha kadar kızlar gece­nin geri kala­nı­nı, Bay Bing­ley’nin ziya­re­te ne zaman kar­şı­lık vere­ce­ği­ne dair tah­min­ler yürüt­mek ve onu yemeğe ne zaman çağı­ra­cak­la­rı­nı düşün­mek­le geçir­di­ler.

III

Bayan Bennet beş kızı­nın yar­dı­mıy­la bile koca­sın­dan Bay Bing­ley hak­kın­da doyu­ru­cu bir fikir edi­ne­me­di. Onu çeşit­li şekil­ler­de sıkış­tır­dı­lar; açık soru­lar, kur­naz­ca tah­min­ler ve uzak şüp­he­ler­le; gel gör ki Bay Bennet tüm bu kur­naz­lık­lar­dan yaka­sı­nı kur­ta­rın­ca, kom­şu­la­rı Leydi Lucas’ın, elden düşme bil­gi­siy­le yetin­mek zorun­da kal­dı­lar. Leydi Lucas’ın açık­la­ma­la­rı son derece memnun edi­ciy­di. Sir Wil­li­am Lucas, Bay Bing­ley’den çok hoş­lan­mış­tı, Bing­ley ada­ma­kıl­lı genç, son derece yakı­şık­lı, aşırı kibar ve hoş bir adam­mış ve tüm bun­la­ra ek olarak bundan son­ra­ki ilk baloya büyük bir grupla katıl­mak niye­tin­dey­miş. Bundan daha sevin­di­ri­ci bir haber ola­maz­dı! Hem dansa düşkün olmak demek âşık olmaya doğru atıl­mış kesin bir adım demek­ti. Kızlar Bay Bing­ley’nin gön­lü­nü çalma konu­sun­da olduk­ça umut­lan­dı­lar.

Bayan Bennet koca­sı­na, “Kız­la­rı­mız­dan biri­nin mutlu bir şekil­de Net­her­fi­eld’e yer­leş­ti­ği­ni, öte­ki­le­rin de aynı dere­ce­de iyi birer evli­lik yapa­bil­di­ği­ni bir göre­yim, başka bir şey iste­mem!” diyor­du.

Bay Bing­ley birkaç gün içinde Bay Bennet’in ziya­re­ti­ne kar­şı­lık verdi ve onunla çalış­ma oda­sın­da on dakika kadar oturdu. Güzel­lik­le­ri çok övülen genç bayan­la­rı göre­bi­le­ce­ği­ni ummuş­tu, ama yalnız baba­la­rı­nı göre­bil­di. Kızlar bu konuda ondan biraz daha şans­lıy­dı­lar, çünkü Bay Bing­ley’nin ceke­ti­nin mavi ve atının siyah oldu­ğu­nu üst kat­ta­ki pen­ce­re­den görme fır­sa­tı­nı bul­muş­lar­dı.

Çok geç­me­den Bay Bing­ley akşam yemeği için davet edildi. Ancak Bayan Bennet ne kadar iyi ev hanımı oldu­ğu­nu gös­ter­mek ama­cıy­la yemek lis­te­si­ni hazır­la­ma­ya koyul­muş­ken her şeyi erte­le­yen bir cevap geldi. Bay Bing­ley ertesi gün Londra’ya gitmek zorun­day­mış, bu neden­le davet­le­ri­ni kabul etme şere­fin­den mahrum ola­cak­mış; falan filan...

Bayan Bennet adeta altüst oldu! Bay Bing­ley’nin Hert­fords­hi­re’a geli­şin­den hemen sonra şehir­de ne işi ola­bi­le­ce­ği­ni bir türlü kes­ti­re­mi­yor­du; bu gencin Net­her­fi­eld’a yer­leş­me­ye­ce­ğin­den ve sürek­li oradan oraya geze­ce­ğin­den endişe duy­ma­ya baş­la­mış­tı. Leydi Lucas, Bay Bing­ley’nin Londra’ya baloya büyük bir arka­daş grubu getir­mek üzere git­ti­ği­ni söy­le­ye­rek Bayan Bennet’ın endi­şe­le­ri­ni biraz olsun yatış­tır­dı. Ger­çek­ten de çok geç­me­den Bay Bing­ley’nin baloya bera­be­rin­de, on iki bayan ve yedi erkek arka­da­şı­nı geti­re­ce­ği konu­sun­da söy­len­ti duyul­du. Kızlar önce bu kadar çok kız gele­ce­ği habe­ri­ne üzül­dü­ler, ama balo­dan önceki gün Bay Bing­ley’nin Londra’dan on iki yerine beş kız kar­de­şi ile bir yeğe­ni­ni getir­di­ği­ni duyun­ca içleri rahat­la­dı. Oysa grup balo salo­nu­na gir­di­ği zaman beş kişiy­di­ler; Bay Bing­ley, iki kız kar­de­şi, büyük kız kar­de­şi­nin kocası ve başka bir genç adam.

Bay Bing­ley yakı­şık­lı ve kibar­dı; hoş bir yüz ifa­de­si, rahat ve doğal bir tavrı vardı. Kız kar­deş­le­ri de hoş hanım­lar­dı ve ada­ma­kıl­lı şık giyin­miş­ler­di. Bing­ley’nin eniş­te­si Bay Hurst de kibar biri gibi görü­nü­yor­du; gel­ge­le­lim dostu Bay Darcy uzun boyu, yakı­şık­lı­lı­ğı ve soylu dav­ra­nış­la­rı ile bütün salo­nun dik­ka­ti­ni hemen üze­ri­ne çekti; o içeri gir­dik­ten beş dakika sonra her­ke­sin ağzın­da bu gencin yılda on bin ster­lin geliri olduğu söy­len­ti­si dola­şı­yor­du. Beyler Bay Darcy’nin tam erkek tipli oldu­ğu­nu ileri sürü­yor; kadın­lar ise Bay Bing­ley’den çok daha yakı­şık­lı oldu­ğu­nu belir­ti­yor­lar­dı.

Kısa­ca­sı gece­nin nere­dey­se yarı­sı­na dek insan­la­rın büyük hay­ran­lı­ğı­nı top­la­dı. Ne yazık ki sonun­da tavır ve hare­ket­le­ri­nin uyan­dır­dı­ğı nefret, ken­di­si­ne karşı duyu­lan sev­gi­yi sön­dür­dü. Çünkü kibir­li, ken­di­si­ni arka­daş­la­rın­dan üstün gören, her şeye burun kıvı­ran bir adam olduğu anla­şıl­mış­tı. Artık bu genci, kimse arka­da­şı Bay Bing­ley ile kıyas­la­ma­ya değer gör­mü­yor, bu surat­sız­lı­ğı­nı ve sevim­siz­li­ği­ni Derbys­hi­re’daki muaz­zam ser­ve­ti bile örte­mi­yor­du.

Bay Bing­ley çok geç­me­den salon­da­ki bütün ileri gelen­ler­le tanış­tı; hayat dolu ve sokul­gan bir adamdı; her dansa kal­kı­yor, balo­nun erken bite­cek olma­sı­na üzü­lü­yor, Net­her­fi­eld’de bir balo ver­mek­ten söz edi­yor­du. Bu dost­luk gös­te­ri­le­ri onun karak­te­ri hak­kın­da fazla söze gerek bırak­mı­yor­du. Arka­da­şı Bay Darcy ile ne kadar zıt­tı­lar! Bay Darcy topu topu bir defa Bayan Hurst ile bir defa da Bayan Bing­ley ile dans etti. Başka kadın­lar­la tanış­mak iste­me­di; bütün geceyi salon­da dola­şıp, arada bir kendi gru­bun­dan biri­le­riy­le konu­şa­rak geçir­di.

Artık karak­te­ri iyice anla­şıl­mış­tı. Bu adam dün­ya­nın en kibir­li, en sevim­siz insa­nıy­dı ve herkes onun kasa­ba­ya bir daha hiç gel­me­me­si­ni dili­yor­du. Bay Darcy’ye diş bile­yen­ler ara­sın­da, bu adamın tavır ve hare­ket­le­ri­ne karşı duy­du­ğu nef­re­ti, kız­la­rın­dan birini küçüm­se­me­si üze­ri­ne büs­bü­tün şid­det­le­nen Bayan Bennet de vardı.

Eli­za­beth Bennet, kaval­ye­ler az olduğu için üst üste iki dansta otur­mak zorun­da kal­mış­tı. Bu sırada Bay Darcy ona yakın bir yerde duru­yor­du.

Arka­da­şı­nı dansa katıl­ma­ya zor­la­mak için dansı bıra­kıp gelen Bing­ley ile Darcy ara­sın­da geçen konuş­ma­yı genç kız işi­te­bi­li­yor­du.

“Haydi baka­lım, Darcy,” dedi Bay Bing­ley, “dans et, böyle aptal gibi tek başına dur­du­ğu­nu gör­mek­ten nefret edi­yo­rum, Dans etsen çok daha iyi olacak,” dedik­çe Darcy bu tek­li­fi red­de­di­yor­du. “Kesin­lik­le edemem. Dans etti­ğim kadın­la ara­mız­da yakın bir tanı­şık­lık olma­dık­ça dans­tan nefret etti­ği­mi bilir­sin. Doğ­ru­su böyle bir top­lan­tı­da çeki­lir şey değil. Kız kar­deş­le­rin baş­ka­la­rı ile dansa kalk­tı­lar ve salon­da başka tek bir kadın yok ki, onunla dansa kalk­mak benim için ceza olma­sın.”

“Dün­ya­yı ver­se­ler,” dedi Bing­ley, “senin gibi mız­mız­lık edemem. Doğ­ru­su bu akşam­ki kadar çok hoş kız­la­rı bir arada gör­me­dim. Hatta gör­dük­le­ri­min ara­sın­da bir­ço­ğu ola­ğa­nüs­tü güzel.”

Bay Darcy, Bennet kar­deş­le­rin en büyü­ğü­ne baka­rak, “Salon­da­ki tek güzel kızla da sen dans edi­yor­sun,” dedi.

Bölüm 1 · 1/45

Bu bölüm sana nasıl geldi?

Sıradaki

2. Bölüm

Kitap sayfasına dön
Önceki

~10 dk kaldı

Sonraki