gridreads

Siyah Zarf

1. Bölüm

Siyah Zarf

6 dk

Lalin, okul dola­bı­nı açtı­ğın­da için­den küçük bir taş düştü.

Taş yere çar­pın­ca ses çıkar­ma­dı.

Sanki zemine değil, yumu­şak bir kuma­şın üze­ri­ne düş­müş­tü.

Lalin eğilip taşı aldı. Taş siyah­tı ama tama­men siyah değil­di. İçinde çok ince, gümüş renkli çiz­gi­ler vardı. Çiz­gi­ler hare­ket ediyor gibi görü­nü­yor­du.

Lalin taşı avu­cun­da çevir­di.

“Bu da ne?”

Yanın­da­ki Sera çan­ta­sı­nı kapat­tı.

“Senin mi?”

“Hayır.”

“Dola­bın­dan çıktı.”

“Bili­yo­rum.”

Sera taşa eğildi.

“Üze­rin­de bir şey yazı­yor.”

Lalin taşı ışığa tuttu.

Ger­çek­ten de üze­rin­de küçük harf­ler­le bir kelime kazın­mış­tı:

Eşik

Lalin taşı cebine koydu.

“Biri şaka yapı­yor.”

“Bence güzel bir şaka.”

“Bence garip.”

“Güzel ve garip aynı anda ola­bi­lir.”

Sera sınıfa yönel­di. Lalin dola­bı­nı kapat­mak üze­rey­ken içe­ri­de siyah bir zarf gördü.

Zarf, dola­bın arka duva­rı­na yas­lan­mış­tı.

Üze­rin­de yal­nız­ca adı yazı­yor­du:

Lalin Aras

Lalin elini uzattı.

Zarfı alma­dan önce bir an durdu. Kâğıt, dola­bın için­de­ki diğer eşya­lar­dan daha soğuk görü­nü­yor­du.

“Bunu da mı gördün?” diye sordu Sera.

Lalin başını sal­la­dı.

“Üze­rin­de adın var.”

“Evet.”

“Belki açma­lı­sın.”

“Belki açma­ma­lı­yım.”

Sera zarfın kena­rı­na baktı.

“Bence açma­lı­sın.”

“Bunu neden bu kadar kolay söy­lü­yor­sun?”

“Çünkü için­den zehir­li bir şey çıka­cak gibi görün­mü­yor.”

Lalin ona baktı.

“Zehir­li şeyler genel­de dışa­rı­dan öyle görün­mez.”

Sera kısa bir süre düşün­dü.

“Bu da doğru.”

Zil çaldı.

Kori­dor bir anda öğren­ci­ler­le doldu. Sınıf kapı­la­rı açıldı, öğret­men­ler öğren­ci­le­ri içeri çağır­dı. Lalin zarfı çan­ta­sı­na koydu.

Sera ona baktı.

“Ders ara­sın­da açar­sın.”

“Belki.”

“Yine baş­la­dın.”

“Neye?”

“Her şeye belki demeye.”

Lalin cevap ver­me­di.

Mate­ma­tik dersi boyun­ca siyah zarf çan­ta­sı­nın içinde durdu. Lalin tah­ta­da­ki soru­la­rı çöz­me­ye çalış­tı ama aklı sürek­li zarfa gidi­yor­du.

Zarfın üze­rin­de pul yoktu.

Gön­de­ren adı yoktu.

Dola­bı­na nasıl bıra­kıl­dı­ğı belli değil­di.

Sınıf­ta herkes bir­bi­ri­ne bir şeyler fısıl­dar­ken Lalin birkaç kez çan­ta­sı­na baktı. Zarfın orada oldu­ğun­dan emin olmak isti­yor­du.

Ders bitin­ce Sera onun yanına geldi.

“Açıyor musun?”

Lalin zarfı çıkar­dı.

“Burada mı?”

“Kori­dor­da açma.”

“Niye?”

“Biri görür.”

“Biri görür­se ne olur?”

“Bil­mi­yo­rum. Ama gizli zarf­lar genel­de kori­dor­da açıl­maz.”

Lalin gül­me­me­ye çalış­tı.

“Bunu nere­den öğren­din?”

“Kitap­lar­dan.”

“Bu gerçek hayat.”

“Bazen gerçek hayat kitap­lar­dan daha garip.”

Lalin zarfı okulun arka tara­fın­da­ki boş sınıfa götür­dü. Oda kul­la­nıl­mı­yor­du. Pen­ce­re­ler­de per­de­ler vardı ama bir tanesi yarı açıktı. İçe­ri­de eski sıra­lar, duvar kena­rın­da kırık bir pano ve tah­ta­nın üze­rin­de silin­me­miş bir cümle vardı:

Görünmeyen her şey yok değildir.

Lalin cüm­le­ye baktı.

“Bunu kim yazmış?”

Sera zarfı gös­ter­di.

“Önce onu aç.”

Lalin siyah zarfın kapa­ğı­nı çevir­di.

Zarf yapış­tı­rıl­ma­mış­tı.

İçin­den tek bir kâğıt çıktı.

Kâğıt kalın ve koyu renkti. Üze­rin­de­ki yazı­lar gümüş mürek­kep­le yazıl­mış­tı.

Lalin Aras,

Gölgenin sana ait olmadığını ilk kez fark ettiğin için seni Karanlık Akademi’ye davet ediyoruz.

İlk ders bugün, saat 18.00’de.

Adres: Eski Gözlemevi.

Yanına yalnızca siyah taşı al.

Kimseye söyleme.

Lalin kâğıdı iki eliyle tuttu.

Sera yazıyı okudu.

“Bu harika.”

“Bu normal değil.”

“Zaten okul kulübü daveti gibi yazıl­ma­mış.”

“Benim gölgem bana ait.”

Sera ona baktı.

“Öyle mi?”

Lalin cevap vere­me­di.

Çünkü son birkaç haf­ta­dır bazı şeyler olu­yor­du.

Öğle güne­şin­de göl­ge­si birkaç saniye geç hare­ket etmiş­ti.

Bir sabah kori­dor­da yürür­ken göl­ge­si duvara takı­lıp kalmış, Lalin dur­duk­tan sonra bile iler­le­me­ye devam etmiş­ti.

Geçen gece oda­sı­nın ışı­ğı­nı kapa­tır­ken göl­ge­si­nin yata­ğın üze­rin­de bir süre daha dur­du­ğu­nu gör­müş­tü.

Bun­la­rı kim­se­ye anlat­ma­mış­tı.

Anla­tır­sa garip bulu­na­ca­ğı­nı düşün­müş­tü.

Bir kere­sin­de anne­si­ne söy­le­me­ye çalış­mış, sonra “gözüm yanıl­dı,” diye­rek konuyu değiş­tir­miş­ti.

Lalin kâğıdı kat­la­dı.

“Ben git­mi­yo­rum.”

Sera kaş­la­rı­nı kal­dır­dı.

“Niye?”

“Çünkü bu bir tuzak ola­bi­lir.”

“Kim kurmuş?”

“Bil­mi­yo­rum.”

“Biri senin göl­ge­ni nasıl bile­bi­lir?”

Lalin taşı cebin­den çıkar­dı.

Taşın üze­rin­de­ki gümüş çiz­gi­ler yeni­den hare­ket edi­yor­du.

Sera taşın içine baktı.

“Bunu sen mi hare­ket etti­ri­yor­sun?”

“Hayır.”

Çiz­gi­ler bir daire oluş­tur­du.

Dai­re­nin orta­sın­da çok küçük bir ışık belir­di.

Lalin taşı elin­den düşür­dü.

Taş zemine çarptı.

Bu kez ses çıktı.

Oda bir anda soğudu.

Pen­ce­re­de­ki perde hare­ket etti ama dışa­rı­da rüzgâr yoktu. Tahta üze­rin­de­ki eski cüm­le­nin sonuna yeni bir kelime eklen­di.

Görünmeyen her şey yok değildir. Özellikle seni izliyorsa.

Sera geri çekil­di.

“Bunu sen mi yaptın?”

“Hayır.”

Taş, yerde kendi ken­di­ne dön­me­ye baş­la­dı.

Döner­ken duvara doğru ince bir gölge uzandı.

Gölge, taşın biçi­mi­ni değil, bir kapı­nın şek­li­ni aldı.

Lalin nefe­si­ni tuttu.

Duva­rın orta­sın­da siyah bir kapı belir­di.

Kapı­nın üze­rin­de gümüş harf­ler­le yazı­yor­du:

KARAN­LIK AKA­DE­Mİ

Sera kapıya yak­laş­tı.

“Bence git­me­li­yiz.”

“Bence hayır.”

“Lalin.”

“Burası okulun boş sınıfı.”

“Az önce duvar­da kapı yoktu.”

“Bili­yo­rum.”

“Öyley­se?”

Lalin cevap ver­me­di.

Kapı­nın arka­sın­dan bir ses geldi.

“Davet edilen öğren­ci içeri gir­me­li.”

Ses ne yaşlı ne gençti. Sanki aynı anda birkaç kişi­nin sesi üst üste konu­şu­yor­du.

Sera fısıl­da­dı:

“Bizi duyu­yor.”

Lalin kapı­nın koluna baktı.

“Ben davet edil­dim.”

“Ben de senin­le geli­yo­rum.”

“Zarf yal­nız­ca benim adıma.”

“İki kişi daha güven­li.”

Kapı­nın arka­sın­da­ki ses yeni­den konuş­tu:

“Aka­de­mi yal­nız­ca davet edi­len­le­ri kabul eder.”

Sera kaş­la­rı­nı çattı.

“Beni alma­ya­cak mı?”

“Göl­ge­si olma­yan­lar geçe­mez.”

Sera kendi göl­ge­si­ne baktı.

Sınıf­ta­ki ışık tavan­dan geli­yor­du. Sera’nın göl­ge­si ayak­la­rı­nın altın­da duru­yor­du.

Lalin’in göl­ge­si ise duva­rın üze­rin­dey­di.

Lalin bunu görün­ce geri çekil­di.

“Bu nasıl oluyor?”

Sera cevap ver­me­di.

Lalin duvar­da­ki göl­ge­si­ne baktı. Gölge onunla aynı hare­ket­le­ri yap­mı­yor­du. Başı hafif­çe yana eğil­miş­ti. Lalin’in başı düz duru­yor­du.

Gölge, kapı­nın koluna uzandı.

Lalin’in eli hâlâ yanın­day­dı.

Sera fısıl­da­dı:

“Bence senin gölgen senden önce karar verdi.”

Lalin kapıya yak­laş­tı.

“Orada ne var?”

Kapı­nın arka­sın­dan yanıt geldi:

“İlk ders.”

“Ne öğre­ti­yor­su­nuz?”

“Gör­dü­ğün şeyi kont­rol etmeyi.”

“Ya kont­rol ede­mez­sem?”

“Önce ne gör­dü­ğü­nü kabul etme­li­sin.”

Lalin duvar­da­ki göl­ge­si­ne baktı.

Gölge bu kez ona döndü.

Yüzü yoktu ama Lalin onun ken­di­si­ni izle­di­ği­ni bili­yor­du.

Cebin­de­ki siyah taş ısındı.

Lalin kapı koluna uzandı.

Sera arka­sın­da duru­yor­du.

“Hazır mısın?”

“Hayır.”

“Bu cevabı da çok kul­la­nı­yor­sun.”

“Bu kez ger­çek­ten hazı­rım deği­lim.”

“Yine de açacak mısın?”

Lalin birkaç saniye düşün­dü.

Sonra kapı kolunu çevir­di.

Kapı açıl­ma­dı.

Duva­rın için­den derin bir uğultu geldi. Gümüş yazı­lar karar­dı. Gölge geri çekil­di.

Lalin’in elin­de­ki taş soğudu.

“Ne oldu?” diye sordu Sera.

Lalin kâğıdı açtı.

İlk dersin saati 18.00 yazı­yor­du.

Saa­ti­ne baktı.

17.42

“Daha zamanı gel­me­di.”

Sera, “O zaman ne yapa­ca­ğız?” diye sordu.

“Bek­le­ye­ce­ğiz.”

“Burada mı?”

“Hayır.”

Lalin siyah taşı cebine koydu. Kâğıdı kat­la­yıp zarfın içine yer­leş­tir­di.

Kapı hâlâ duvar­day­dı ama artık görün­mü­yor­du. Yal­nız­ca duva­rın üze­rin­de ince, siyah bir çizgi kal­mış­tı.

Lalin sınıf­tan çıkmak için kapıya yönel­di.

Tam kapı koluna uza­nır­ken göl­ge­si yeni­den hare­ket etti.

Bu kez duva­rın üze­rin­de tek bir kelime belir­di:

Gelme.

Lalin olduğu yerde durdu.

Sera yazıya baktı.

“Bu da dave­tin bir par­ça­sı mı?”

“Bil­mi­yo­rum.”

Gölge keli­me­yi sildi.

Yerine başka bir cümle yazdı:

İlk ders başlamadan önce bir şeyi seç.

Altın­da iki seçe­nek belir­di:

Kor­ku­nu yanın­da getir.
Kor­ku­nu kapıda bırak.

Lalin yazıya baktı.

Sera, “İkin­ci­si­ni seç,” dedi.

“Ya kor­ku­mu bıra­kır­sam?”

“Daha rahat eder­sin.”

“Ya korku beni koru­yor­sa?”

Sera cevap vere­me­di.

Lalin siyah taşı avu­cun­da sıktı.

Kork­mak iste­mi­yor­du.

Ama kork­ma­dı­ğı­nı söy­le­mek de doğru değil­di.

Kor­ku­su, bu kapı­nın gerçek oldu­ğu­nu söy­lü­yor­du.

Kor­ku­su, aka­de­mi­de onu bek­le­yen şeyin yal­nız­ca bir okul olma­dı­ğı­nı anla­tı­yor­du.

Lalin göl­ge­si­ne baktı.

“Ben kor­ku­mu bırak­ma­ya­ca­ğım.”

Duvar yeni­den yazıy­la kap­lan­dı:

Doğru cevap değil. Ama senin cevabın.

Siyah kapı tekrar ortaya çıktı.

Bu kez kapı­nın kolu ken­di­li­ğin­den aşağı indi.

Arka­sın­dan uzun, karan­lık bir mer­di­ven görü­nü­yor­du. Mer­di­ve­nin her basa­ma­ğın­da küçük gümüş ışık­lar yanı­yor­du.

Sera derin bir nefes aldı.

“Şimdi?”

Lalin kapı­nın arka­sı­na baktı.

Aşa­ğı­da ne oldu­ğu­nu göre­mi­yor­du.

Ama kendi göl­ge­si çoktan mer­di­ve­nin ilk basa­ma­ğı­na inmiş­ti.

Lalin onun peşin­den gitti.

İlk adı­mı­nı attı­ğın­da okulun bütün ses­le­ri kesil­di.

Zil.

Kori­dor.

Öğren­ci­ler.

Sınıf­lar.

Hepsi geride kaldı.

Kapı kapan­ma­dan hemen önce duvar­da son bir cümle belir­di:

Karanlık Akademi’ye hoş geldin. İlk ders: Gölgeni tanı.

Bölüm 1 · 1/8

Bu bölüm sana nasıl geldi?

Sıradaki

2. Bölüm

Merdiven Altındaki Kapı

Kitap sayfasına dön
Önceki

~6 dk kaldı

Sonraki